14 Mart 2009 Cumartesi

Ümit Özat'tan Veda

Geçirdiği kalp sorunları nedeniyle futbolu saha içinde oynaması gittikçe güçleşen eski Fenerbahçe ve Köln kaptanı, doktorunun sözünü dinledi ve futbolun yeşil sahada oynanan kısmına veda etti. En kısa sürede antrenör olarak geri dönmek istiyormuş. Yakışır. Tekrar geçmiş olsun. Uzun ömürlü olsun bu güzel insan.

12 Mart 2009 Perşembe

O An

Uğur Meleke'nin Milliyet'teki yazısının fotosuydu bu. Söylenecek o kadar çok şey var ki.. Hiç bir şey söylememek en iyisi.
Büyük Kaptan'a saygılar..




Kara Bahtım..


Alabilirdik maçı. Ama fena değildik. Bu sene yakalanmış "o ruh" olmasaydı hiçtik gerçi. Meira'yı satmak zaten çoğu kişinin dileğiydi belki ama böyle bir zaman için asla.

Nonda'nın boş boş koşmalarını gördükçe zaten 10 kişi oynadığımızı farketmiştim. Semih "bence" stoperde yine birinci tercih olmamalı. Olursa da beni yanıltmalı.

Bu arada maçın ilk golden sonraki 10 dakikasını izleyebildim sadece... Okumak devam ediyor ama her an. La havle...

11 Mart 2009 Çarşamba

Riquelme'den Milli Veda


"Kendine ihtiyaç duyulduğu zamanlar dışında gerçekten bir harika." olan Arjantinli futbolcu, milli takım hocası Maradona ile yaşadığı anlaşmazlıklar yüzünden milli takımı bıraktığını açıkladı.

10 Mart 2009 Salı

NJOYSOCCER'a Teşekkürler

Kendilerinden günler öncesinde aldığım bir mail sayesinde yazdığım yazı blogda yayınlanmış. Beni konuk ettikleri için teşekkür ediyorum.


http://njoysoccer.blogspot.com/

Meira Zenit Yolcusu


Gelişinde çok sevindiğim Fernando Meira bence yeterli şans verilmeden gönderiliyor. Bir de henüz teklif yok denmişti. Gerçi Zenit görevlilerinin İstanbul'a geleceği biliniyordu. 6 milyon avroya anlaşılmış. Ne diyim. Yolu açık olsun. FM 05 oynadığımdan beri çok severim ve takip ederim kendisini...

De biri bana söylesin. Bu UEFA ve lig ne olacak o kadar sakat ve boşalan pozisyon varken? Meira da hem ön libero hem stoper olarak kullanılıyordu...
Stuttgart'ın eski kaptanının yerine gelecek isim bir aksilik olmazsa Orhan Şam olacak gibi. Tabi sezon sonu!

9 Mart 2009 Pazartesi

İnanç


Cimbomun UEFA macerası için hazırlanmış güzel bir klip. Her ne kadar taraftar olsam da videodaki "Bu duygu tanıdık değil mi?" sorusuna "Evet, hüsran." diyor içimdeki ses :(

8 Mart 2009 Pazar

Bıdır Bıdır...

Aga yeter ya. Yolunda gitmeyen her maçtan sonra çirkeflik yapmak zorunda mısın? Medayaya demeç verme rekortmenisin zaten daha ne istiyorsun ? 1-1 den sonra "Kesin yine ters bişeyler söylemiştir/yapmıştır." diye geçti içimden. Yanıltmadı beni. Hakeme bağırıp çağırmalar, hakaretler.. Ki daha önce "Ben hakemler hakkında konuşmadım, konuşmam." dediğini de biliyoruz. Yaptığın işe saygı duyuyorduk ama bu karakterin yüzünden sana olan saygımız düşme eğiliminde. Kaybeden olacak bu gidişle...

Penguen'deki Tsubasa


Dede geliyo dikkat :D

______________________________________________

Bu arada yazmayı unuttum Rıdvan Dilmen yazın çıkartmayı planladığı bir kitap yazıyormuş. Adı da "Bana Şeytan Demeyin" olacakmış.

7 Mart 2009 Cumartesi

Neden Maç Yorumu Yapmıyorum?

78. postu yazıyorum blog (2. kere) açıldığından beri. Yaklaşık 4 ay oldu. Bir futbol blogu bu. O kadar yazının içinde bulsan bulsan 3-4 tane maç yorumu bulursun. Ha o kadar da özel maçlar da değiller. Bordoeux maçında havaya uçmama rağmen blogda kendine yer bulmadı. Nedeni basit: Üniversiteye yeni girmiş bir öğrenciysen ne yazmaya, ne de maç izlemeye düzgün vakit bulabilirsin :) 2. neden beni daha çok üzüyor tabii. Haftanın güzel gollerini sadece bloglarda izlemek acı verici birşey. Hele kotalı bağlantınız varsa! Sabrediyorum.. Belki bir gün ben de düzenli olarak maç izleyip sonra da blogda bahsederim diye... Şimdilik kendimce enstantanelere devam. Beni izlemeye devam edin...

6 Mart 2009 Cuma

Totti'nin Kramponu

Alttaki postta yazdıklarımın yaşandığı günün akşam saatlerinde Ankara Cepa'ya sinema için gittiğimde varolan ayakkabı sergisine şöyle bir göz atarken bir de ne göreyim. Totti'nin 2006 Dünya Kupası'nda giydiği ilk krampon..

Rıdvan Dilmen Odtü'deydi


Perşembe günü saat 11.40'ta okulda olmak için koştur koştur çıktım evden. İlk gördüğüm otobüse -şu son zamanlarda türeyen özeller- atladım. Biraz geciktim. Okulun girişinden otostop çektim. Aracın brni götürdüğü kadar gittim. SOnrasını yürüyerek devam ettim. Kongre Merkezi göründü. Heyecanla merdivenlerden indim. Girişte hemen kimliği okutup salona daldım.. Çoktan başlamıştı. O rahat sesi yankılanıyordu. Kemal Kurdaş Salonu'nun en üstünden sahneye baktım hemen. "Şeytan" işte oradaydı. Sahnenin sağ tarafındaki masasında oturmuş, çoktan söyleşiye başlamıştı. Ben girdiğim sırada Ahmet Çakar'ın hakem olduğu maçta bir Prekazi ile yaşadığı bir olayı anlatıyordu. Hemen yer bulup oturdum. Üzerinde kadife ceket, açık renk bir gömlek vardı. O kadar sahne ışığının altında kendine has stilli saçı parlıyordu. Konuşması çok rahattı.
Salon da Fenerbahçeli doluydu haliyle. Sadece Odtü'den değil başka yerlerden gelenler de vardı.


Hazır yazmışken anlattığı bir anısını da yazayım:

Geçtiğimiz Avrupa Şampiyonası 2. Grup maçında (İsviçre) Rıdvan Dilmen ile Mehmet Ekşi stada giriyorlar. Yerlerine oturuyorlar. Derken rüzgar öyle kuvvetli ki Mehmet Ekşi'nin boynunda asılı olan ID kartı uçup yan koltuğa düşüyor. Yan koltukta da kimse yok. Rıdvan "Alma, belki uğurlu gelir." diyor. 2-1 alıyoruz maçı. Çek Cum. maçında da Mehmet Ekşi kartı yan koltuğa bilerek koyuyor. 2-0 yenik duruma düştüğünde de "Alsam mı?" dese de Rıdvan engel oluyor. "Belki yine uğur getirir diyor. Ve 3-2 alıyoruz maçı. Hırvatistan maçında kart yine yan koltukta. maç boyunca tırnaklarını yiyor heyecandan Mehmet Ekşi. Penaltılarda Rüştü sonuncuyu kurtarınca etraf karışıyor. Muazzam bir coşku! Herkes sarmaş dolaş. Herkes birbirinin yanına gidip sarılıyor falan.. Ama bir dönüyorlar ki kart yerinde yok !.. Bu sefer de başlıyor millet çöpleri karıştırmaya! Rıdvan Dilmen anısını şöyle bitiriyor:

"O kart kaybolmasaydı Almanya'yı da parçalamıştık." :D

Bu anı o güzel söyleşinin sadece bir parçasıydı. Bunun dışında tabii ki bol bol Fenerbahçe'den bahsedildi. Kendisi bol bol övdü Fenerbahçe'yi :) Türkiye'de altyapıdaki en büyük sorunun küçük yaşlarda oyunculara yeterli pozisyon bilgisinin aşılanamaması olduğunu söyledi. Şampiyonluk için favorilerinin Beşiktaş ve Trabzonspor olduğunu açıkladı... 1 saat hemen geçiverdi. Yanına gidemeden kaçtı hemen sahneden. Söyleşi sırasında birine halı saha maçı sözü verdi. Önümüzdeki perşembe günü bekliyoruz !

3 Mart 2009 Salı

2 Mart 2009 Pazartesi

Kahretsin Pause !


Tam da bloglar güzel gidiyor derken oldu mu şimdi.. Hayatımda bazı şeyler yerine oturuncaya kadar ortadaki sarı tuş. Kalın Sağlıcakla.

Tanrı'nın Torunu

Benjamin Agüero Maradona

GelişineVole

Blog Widget by LinkWithin