Manchester Utd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Manchester Utd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Ne Dedi ? vol.2

"Roma'da Şampiyonlar Ligi Finali'ne ilk onbirde çıkmam lazımdı. Ben o takıma geldiğimden beri bir kez final kaybettik onda da oynamadım."
Recep Carlos Tevez İvedik

5 Temmuz 2009 Pazar

Michael Owen ve Ferguson'un Gençleri (!)

İngiltere'de artık yolun sonuna geldiği düşünülen "vasıfsız" Michael Owen İngiltere'nin en iyi takımına gitti. Bu beklenmeyen transfer kimilerini şaşırtsa da Alex Ferguson'u tanıyanlar olağan karşıladı bunu. Çünkü Ferguson için oyuncunun yaşından çok yaptıkları önemli.

22 yıllık Man Utd kariyerinde her oyuncudan en iyi şekilde yararlanmaya çalışan ve bunu büyük ölçüde başaran Sir, oyuncunun kabiliyetinin yaşta değil başta olduğunu cümle aleme birçok kez kanıtlamış durumda. Gelin bu kanıtlara göz atalım.

İlk aklıma gelen isim Roy Keane. 22 yaşında geldiği Manchester'da taraftarlar ve medya tarafından manyak olarak değerlendirilen hırçın irlandalının fazla enerjisini oyuna aktarmasını sağlayarak Avrupa'nın en mücadeleci futbolcularından birini yaratmakla kalmamış, onu kaptanlığa kadar yükseltmiştir. 33 yaşına kadar "şeytan" kalan Keano, bir Tv programında gereğinden fazla açık sözlü olmasaydı önce United'a sonra yeşil sahalara daha geç veda edecekti.

Ryan Giggs 35 yaşında olmasına rağmen hala United'ın birçok maçında görev alıyor. Hakeza Paul Scholes da öyle.

Fulham'da dikkat çekmeyen Edwin van der Sar son 4 yıldır Manchester'da ve şu an 38 yaşında. Kimilerine göre kalecilerin formu 30-35 yaş arası zirveye çıksa da van der Sar geçtiğimiz sezon 1311 dakika boyunca gol yemeyerek bir rekor kırdı, 21 maçta gol yemedi ve EPL'de yılın kalecisi seçildi.

Laurent Blanc, 35 yaşında, Lazio'ya giden Stam'ın yerini doldurması gibi ilginç bir düşünceyle alındı. Tabii 35 yaşındaki bir transfer hiç hoş karşılanmadı. Belki de bu büyük baskıdan dolayı Blanc da ilk maçlarda pek iyi bir performans gösteremedi. Kaybedilen ilk 5 maçta önemli rol oynadığı düşünülüyordu. (Bolton, Liverpool, Arsenal, Newcastle, Chelsea -> B-L-A-N-C) Daha sonra gittikçe yükselen performansıyla 2 sezonda toplam 48 lig maçına çıkmaya hak kazandı. 2. sezonunun sonunda o futbolu bırakırken takımı da Premier Lig Şampiyonu'ydu...

Henrik Larsson da 35 yaşında takıma katılan bir başka isim. Yıllarca Ferguson'un içinin gittiği bir futbolcu olan Larsson, bir türlü Celtic'den ayrılmak bilmedi. Ayrıldığı zamansa Rijkaard'ın Barcelona'sını tercih etti. Daha sonra da çocuklarını bahane ederek ülkesine döndü. Lakin Larsson'u "azıcık da olsa" takımında görmek isteyen Sir Alex, onu yarım sezonluğuna kiralayarak takımına kattı. 13 maçta 3 gol atıp fena oynamayan isveçliyi Ferguson ne kadar takımda tutmak istese de onun çocuk ve vatan sevgisinin önüne geçemedi.

Teddy Sheringham 32'sinden gün alıyordu Manchester United'a geldiğinde. Ne kadar iyi bir futbolcu olsa da Cantona'dan sonra bu adam biraz hafif gelecekti Old Trafford sakinlerine. Ama modern futbol mu yaman yoksa iskoç Sir mü yaman yine herkes gördü. 3 sezonda ligde 104 maça çıkıp 31 gol atarken yine Ferguson oradaydı. Ama daha önemlisi 1999'daki Şampiyonlar Ligi Finali'nde sonradan oyuna girip, kupayı getirecek fitili ateşleyen golü 91. dakikada ağlara gönderdiğinde sevinçten çılgına dönen taraftarlar maçtan sonra artık Alex Ferguson'un hikmetinden sual olmayacağını anlamıştı.

Şimdi bu geleneği devam ettirme sırası Michael Owen'da. Futbolcudan verim alma konusunda dünyanın en büyük sanatkarının ellerinde artık. Sakatlıkları pas geçip iyi çalışır ve doğru bileşenler bir araya gelirse bir zamanların "wonderkid"inin "wonderdad" olması içten bile değil.

12 Haziran 2009 Cuma

Ferguson'un Hain Planı

Dün gece Paris Hilton'la (öyh) görülen Ronaldo'nun suratında bir zaferin yanı sıra halk arasında "yaymak" dediğimiz ifadeyi farkedebiliriz. Hani acaba diyorum Alex Ferguson sinirli adamdır, yıllarca bir elmas gibi özenle yonttuğu Ronaldo'sunun arkasına bile bakmadan koşa koşa gittiğini görünce intikam almak için onu kamuoyu önünde yavaştan bitirme politikasına girişmiştir? Belki Paris de bu planın bir parçasıdır?

Esin Kaynağı: Goal 2 filmi

7 Haziran 2009 Pazar

En Sevdiğim 6 Solak


1- Edgar Davids:

En sevdiğim futbolcudur aynı zamanda. Surinam asıllı Hollandalı oyuncunun lakabı "Pitbull" idi. Aşırı derecede glokom (göz tansiyonu) hastası olduğu için taktığı gözlüğü alameti farikası oldu. Belki de sahalarda gördüğüm ilk gözlüklü oyuncu olduğu için seviyorumdur. Adını 7 yaşımdan beri unutmadım :) Kariyerine Ajax'ta başlayan solak önlibero, Milan, Juventus, Barcelona, Inter, Tottenham ve tekrar Ajax formalarını giydikten sonra futbolu bıraktı. Rüya gibi bir takım mazisi olan Davids bir ara Kocaeli'ye de geliyordu az kalsın.

2- Pavel Nedved:

Kişiliği ile ilgimi çekmiştir. Her iki ayağını da kullanabilmesine rağmen solu daha çok tercih eder. Serie A'da yediği tekmeler yüzünden İtalya'nın hiçbir sezonunda tüm maçlarda sahada olamamıştır. 2003'te Avrupa'da Yılın Oyuncusu, 2004'te Altın Ayak ödüllerini almıştır. İtalyan kültürüyle içli dışlıdır. Sakin, mütevazi, profosyonel bir kişidir. Avrupa'da Yılın Oyuncusu seçildiğinde "Zidane gibi biri varken bu ödülü almama şaşırdım." demesi onun kişiliğinin örneklerinden biridir. Kariyerinde Sparta Prag, Lazio, Juventus formaları giymiştir. Lazio'dan Juventus'a 41.2 milyon euro karşılığında transfer olduğunda başkan, "Bize gol atmasını engellemenin tek yolu onu almaktı." demiştir. FM'de onlarca kere Galatasaray'a getirmeye çalışsam da Juventus'tan asla ayrılmamıştır. Galiba o da artık faal bir futbolcu değil.

3- Gheorghe Hagi:

Karpatların Maradonası. Makedon asıllı Romen sanatçı-futbolcu. Ülkemize gelip bizi şereflendiren büyük yetenek. UEFA'nın ve Süper Kupa'nın alınmasının baş aktörlerinden. (Gerçi UEFA finalinde yenilseydik kaybetmemizin baş aktörlerinden olacaktı.) 31 yaşında ülkemize gelene kadar Sportul Studenţesc, Steaua Bükreş, Real Madrid, Brescia ve Barcelona formalarını giydi. Galatasaray'da başlarda çok eleştirilse de sonradan sadece eleştirenlere değil, FIFA 2001'e bile kapak oldu. 10 numarayı da lanetledi. 2001 yılında futbolu bıraktı. Fakat teknik direktörlükte pek başarılı değil.

4- Ryan Giggs:

Kendisi tüm kariyeri boyunca aynı takımda oynayan ve takımının formasını en çok giyen futbolcudur. Gençken Alex Ferguson tarafından evi bizzat ziyaret edilerek takıma kazandırılmıştır. Man Utd'da 825 maçta 254 golü var. Ayrıca birsürü de kupası var. İlk üçten farklı olarak kendisi hala futbolculuğa devam etmekte :)

5- Juan Pablo Sorin:

İlginç bir kariyeri var. Her takımda tadımlık oynamış. PSG'de kariyerinin en iyi maçlarını çıkartıp, Cruzerio'dan sonra Villarreal'e transfer oldu. Burada 2 sezon kaldıktan sonra Hamburg'a geçen Arjantinli bir sezon oynadıktan sonra serbest kaldı. Kimseden teklif gelmeyince eski kulübü Cruzerio'ya döndü. Gol atınca ağlamaklı bir sevinci var bu adamın.

6- Harry Kewell:

Sadece bu sezonki futboluyla aşırı derecede takdirimi kazandı. Sezonun büyük kısmında güzel performans gösterdi. Bordeaux'ya dehşet bir gol attı. Yeri geldi stoper bile oynadı. Umarım uzun yıllar oynadıktan sonra da futbolu aynı takımda bırakır Oz Büyücüsü.

28 Mayıs 2009 Perşembe

Fotoğraflarla Şampiyonlar Ligi Finali


Oynadıkları güzel oyunun meyvesini bir hayli toplayan Barca'ya ve 38'inde tarih yazan Guardiola'ya tebrikler...

2 Ocak 2009 Cuma

Zoran Tosic ve Adem Ljajic Man Utd' da

"Partizan's Wonderkids" artık kırmızı şeytanların oyuncuları. yaklaşık 17 milyon pound gibi bir ücretle. Sir' ün ne zamandır onlarla ilgilendiği biliniyordu. Sonunda genellikle yaptığı gibi istediğini aldı.

GelişineVole

Blog Widget by LinkWithin