Geldi, gelmedi, gelecek, başkası gelecek, o değil de şu gelecek derken Galatasaray sonunda Monaco'nun Kolombiyalı genç kanat oyuncusu Juan Pablo Pino'yu renklerine bağladı. Umarım Galatasaray taraftarının bu kadar beklediğine değmiştir de yararlı bir transfer olmuştur.
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Temmuz 2010 Pazartesi
Pino (Sonunda) Galatasaray'da
Geldi, gelmedi, gelecek, başkası gelecek, o değil de şu gelecek derken Galatasaray sonunda Monaco'nun Kolombiyalı genç kanat oyuncusu Juan Pablo Pino'yu renklerine bağladı. Umarım Galatasaray taraftarının bu kadar beklediğine değmiştir de yararlı bir transfer olmuştur.
8 Temmuz 2010 Perşembe
Lorik Cana Galatasaray'da

Sunderland'in 26 yaşındaki Arnavut ön liberosu Lorik Cana Galatasaray ile 4 yıllık anlaşmaya vardı. Bonservisi 4,5 milyon avro deniyor. Yorumlara göre yararlı bir transfer. Vikipedi'ye bakarsak:
Lorik Cana (d. 27 Temmuz 1983, Priştine) Turkcell Süper Lig takımlarından Galatasaray'da forma giyen Kosova doğumlu Arnavut futbolcu.
Kulüp kariyeri
Kariyerine amatör olarak Lausanne Sports'da başladı. 2000-2002 yılları arasında PSG genç takımında forma giydi. Paris'te ilk maçına 19 Nisan 2003 tarihinde FC Nantes Atlantique karşısında çıktı. 2003-04 sezonunda Paris Saint Germain'in başına Vahid Halilhodziç'in getirilmesiyle takımda forma şansı bulmaya başladı. Aynı sezon takımıyla Coupe de France sevinci yaşarken, ligde 32 maça çıkıp 1 gol attı. Ülkesinde ise Yılın Futbolcusu ödülüne layık görüldü.
2005-06 sezonu başında Olimpik Marsilya'ya transfer oldu. Burada ilk lig maçına 27 Ağustos 2005 tarihinde çıkarken, ilk golünü 16 Ekim 2005'te eski takımı Paris Saint Germain'e karşı 1-0 biten maçta attı. 2007-08 sezonu başında Habib Beye'nin Newcastle United'a transfer olmasıyla Olimpik Marsilya'nın takım kaptanlığına getirildi.
Arnavut futbolcu 24 Temmuz 2009 tarihinde 6 milyon £ karşılığında dört yıllığına Sunderland AFC'ye transfer olmuştur.[1] 8 Temmuz 2010 tarihinde Galatasaray, İngiltere’nin Sunderland FC takımında forma giyen orta saha oyuncusu Lorik Cana ile 4 yıllık anlaşmaya varmıştır.
6 Temmuz 2010 Salı
Keita Al Sadd'da
Galatasaray taraftarının çok sevdiği Fildişi Sahilli oyuncu Abdul Kader Keita 8.15 Milyon avro karşılığında daha önce formasını giydiği, Katar'ın Al Sadd takımına transfer oldu. Parayı hemen hemen peşin olarak alacak olan sarı kırmızılı takım bu transferden iyi bir gelir elde etti. Gelen paranın Kim Kalström transferinde kullanılıcağı konuşuluyor. Hayırlı olur umarım.
1 Eylül 2009 Salı
Ufuk Ceylan Galatasaray'da
Sonunda istenen oldu ve Ufuk Ceylan Galatasaray'lı oldu. Sezer'i de alsaydık tam olacaktı. Ufuk için 750 bin avro ve Yaser feda edildi. Takıma 4. kaleci de gelince artık Aykut ve Orkun da iyice karalar bağlarlar.
Edit: Böyle dedim ancak Orkun da Manisa'ya verilecekmiş.
Edit 2: Bi karar veremediler. Yaser yerine Mehmet Güven deniyor.
Edit 2: Bi karar veremediler. Yaser yerine Mehmet Güven deniyor.
31 Ağustos 2009 Pazartesi
Caner Erkin Galatasaray'da
Galatasaray 3 takımla giriştiği rekabeti kazandı ve Caner Erkin'i bir yıllığına kiralamayı başardı. Güzel transfer, hayırlı olsun !
25 Ağustos 2009 Salı
23 Ağustos 2009 Pazar
Ne Dedi? Vol.3
" Yavaş yavaş Galatasaray'ın "you will never walk alone"u olmaya başlayan 'Nevizade Geceleri' Galatasaray seyircisinin ne kadar keyif aldığının bir göstergesiydi. "
Bülent Tulun
21 Ağustos 2009 Cuma
Galatasaray: 5 - Levadia Tallinn: 0 (Neler Oluyor Böyle ?)
Ben eve girer girmez ilk gol geldi ama ben kaçırmıştım. Takım yine güzel başlamıştı. Yine güzel paslar, Keita'nın çalımları filan derken Keita Prekazivari bir gol atıverdi. Benim de ağzım açık kaldı. Meğersem böyle golleri ne de özlemişim. Hele taraftarın özüne dönmesini. 90 dakika hiç susmadılar. Hatta tezarühatlar devre arasına da taştı. Bunun için bu sene daha fazla orjinal birşeyler alayım da takıma katkım olsun. Ha ne diyorduk? Maç evet.
Kaleden başlayalım. Leo Franco abimiz biraz artistik birisi belli. Yani şov adamı. Kameralara poz veriyor gibi. Bu hareketleri bizi yakmasın da.
Defansta güzel bir dörtlü oluştu. Ancak bence iki iri stoper yanyana oynamamlı. Çünkü ikisi de hantal kalıyor. Hele Gökhan. Adamlarla resmen güreşti dün. Hakan Balta gittikçe daha asil bir görüntü ortaya çıkarıyor. Etliye sütlüye karışmadan yapıyor işini. Yalnız dün gördük ki bu takımın işleyişini bozabilecek oyuncuların başında Sabri geliyor. Sakin oynayamıyor ve ayak uyduramıyor. Topa hınçla vurması da cabası. Diğer yandan takıma hareket katıyor. Özellikle hızıyla Gökhan ve Servet'in sırıtmasını engelliyor belki de. Hakan Ünsal'ın sağ bek versiyonu gibi.
Defansta güzel bir dörtlü oluştu. Ancak bence iki iri stoper yanyana oynamamlı. Çünkü ikisi de hantal kalıyor. Hele Gökhan. Adamlarla resmen güreşti dün. Hakan Balta gittikçe daha asil bir görüntü ortaya çıkarıyor. Etliye sütlüye karışmadan yapıyor işini. Yalnız dün gördük ki bu takımın işleyişini bozabilecek oyuncuların başında Sabri geliyor. Sakin oynayamıyor ve ayak uyduramıyor. Topa hınçla vurması da cabası. Diğer yandan takıma hareket katıyor. Özellikle hızıyla Gökhan ve Servet'in sırıtmasını engelliyor belki de. Hakan Ünsal'ın sağ bek versiyonu gibi.
Orta saha dehşetti zaten. Ahh tribünlerde olmak vardı.
Keita gibi bir adamdan Lyon nasıl yararlanamadı acaba ? Sıkıcı olduğu düşünülen Fransa futboluna eğlence katabilecek bir oyuncu. İncecik bileklerine sonradan eklenmiş gibi duran el ve ayakları da ayrı bir karizma bence. Geldiği günden beri belli ettiği bir Galatasaray sevgisi var. Dün iki golden sonra da formasını ve amblemi gösterdi. Bu arada Ertem Şener'in "Terlikle bile çalım atacak." "Neredeyse kendine çalım atacak." yorumları çok hoştu.

Arda Turan bu sene ortada oynatılıyor ama hiç sırıtmıyor. Ani, paralel ve dikine pasları onun gerçekten yıldız mertebesinde olduğunun kanıtları. İşini gerçekten çok iyi yapıyor. Dün rakip kaleciyle yaşadığı polemikten sonra maç bitiminde güle oyanaya vedalaşmaları gayet güzeldi. Daha 23 yaşında büyük kaptan oluverdi.
Aydın dün çok çalıştı ama yetersiz kaldı biraz. Performansını sürekli hale getirmesi lazım.
Ayhan ve Mustafa Sarp üzerlerine düşen görevi iyi yerine getiriyorlar. Bunlara bir de Mehmet Topal'ı ekleyince dirençli bir orta saha ortaya çıkıyor.
Kewell kimilerine göre Galatasaray'ın tarihindeki en iyi ikinci yabancı oyuncu. Taraftar onun her hareketine, asilliğine, yeteneğine ve o sıcak gülümsemesine bayılıyor. Dünkü golü de pasları da muhteşemdi. Bu sene sonunda sözleşmesi bitiyormuş. Aman dikkat !
Baros'ta bir sıkıntı var. Nedir bilmiyorum ama. Evlenmeden önceki Ümit Karan gibi. Geçen seneye göre düşük bir performansı var. Babam bunu, geçen seneki Baros ve Lincoln odaklı taktiğe bağlıyor.
Elano 69. dakikada oyuna girdi fakat tribünler o an farketmedi galiba. Yoksa stad biraz hareketlenirdi. Sambacı iki frikik kullandı ama maalesef boşa gitti ikisi de. Bir adet dripling ile kaldı. Şu an Latin rüzgarı değil de Latin üflemesi gibi oldu. Kat be kat fazlasını bekliyoruz.
Total futbol elçileri sayesinde takım 4-6-0 varyasyonunu gördü. Manchester Utd'da gayet güzel işleyen bir sistemdi bu. Herkes defans, herkes forvet. Ayrıca 4-3-3 varyasyonları sayesinde "sağ forvet, orta forvet" gibi söylemler kullanılmaya başlandı.
Total futbol elçileri sayesinde takım 4-6-0 varyasyonunu gördü. Manchester Utd'da gayet güzel işleyen bir sistemdi bu. Herkes defans, herkes forvet. Ayrıca 4-3-3 varyasyonları sayesinde "sağ forvet, orta forvet" gibi söylemler kullanılmaya başlandı.
Sonuç olarak güzel gidiyoruz. Ama farklı galibiyetler alsak da bu maçlarda bile göze batan eksiklikler var. Güveniyoruz takıma ve Hollandalılara. Aman nazar değmesin. Ve de Caner Erkin'i bekliyoruz.
Bu arada dün maalesef iki takımımız için üzücü geçti. Özellikle -her ne kadar pek umudum olmasa da- Trabzon birşeyler yapabilirdi. Ama olmadı. Sağlık olsun. Fenerbahçe de bu seneki Kazım rüzgarıyla yükselmeye başladı. Kutluyorum.
Bu arada dün maalesef iki takımımız için üzücü geçti. Özellikle -her ne kadar pek umudum olmasa da- Trabzon birşeyler yapabilirdi. Ama olmadı. Sağlık olsun. Fenerbahçe de bu seneki Kazım rüzgarıyla yükselmeye başladı. Kutluyorum.
10 Ağustos 2009 Pazartesi
Temiz Sicilli Linderoth ?
Tobias Linderoth'un ilk ciddi/uzun sakatlığına denk gelen bir zamanda Galatasaray dergisinde şuna benzer bir cimle görmüştüm : "Sakatlık sicili tertemiz Linderoth'un üstüste sakatlıklar geçirmesi de onun için büyük şanssızlık."Sakatlık sicili tertemiz olduğunu iddia edilen futbolcu Everton'da aylar süren bir sakatlığın ardından formunu yakalayamamış, bu yüzden ülkesine geri dönmüş bir isimdir haberiniz ola. Bu son sakatlık haberinden sonra aklıma geldi yazdım.
Bu arada keşke Linderoth fırsatı kaçırmasa mıymış?
6 Ağustos 2009 Perşembe
Morun Uğuru mu ?
Galatasaray hiç beklemediğim bir şekilde çok iyi bir oyunla farklı galip geldi. Hem de tarihi bir rekor -Avrupa kupalarında bir maçta en farklı galibiyet- kırarak. Aslında bu rekor ikiye katlanabilirdi. 8-0, 10-0, 12-0 olabilirdi. Öyle goller kaçtı ki çünkü..
Daha 5 dakikada 2 gol bulunca taraftar da gaza geldi. Ali Sami Yen'de uzun süredir böyle yüksek desibelli tezarühatlar dinlememiştim. Elano bile şaşırdı. Süper Lig'e gelen yabancı futbolcuların "Türk seyircisini merak ediyorum." klişesine sonunda sağlam bir emsal gösterebildik. Hatta dakika 70'lerde sanki televizyonun sesini açmışım gibi yükseldi.
Nonda hat-trick yaptı ama attığından fazla da kaçırdı. Aslında Barış'tan beklemiştik biz. Keita da daha ilk maçından kendini göstermek ister haldeydi. Faulle durdurulunca daha da hırslanıyordu. Bir pozisyonda Netanya'lı ilk rakibi geçip ikincinin sağından atmıştı ama dirsekle durdurulmuştu. Bir kaç dakika sonra kullandığı frikikte çektiği sert şutu aynı rakibin göğsüne nişanladı. Avrupa kupalarında 300. golümüzü de attı. Türk pasaportu filan verip takımda kalmasını sağlayalım.
Kewell gerçekten ne kadar klas bir oyuncu. Britanya kökenli hakemler üzerinde de olumlu bir etkisi olduğu belliydi.
Uğur bugün zayıf ve yavaş kaldı. İlk yarıda gol yenmesine neden olabilecek hatalar yaptı.
Spikerin de dediği gibi bugün Leo Franco'yu pek görmedik.
Kaptan çok fena oynadı.
Aydın hele şükür uzun bir aradan sonra gerçek kimliğini gösterdi.
Rijkaard maçtan önce "Maçın tadını çıkarın. Fazla kasmayın." demiş. Oyuncular dinlemişler. Tadını çıkarttıkları kesin. Bizim ağzımıza da bir parmak bal çalmış oldular. Total futbolu görmeye başladık gibi.
Mor forma güzel bence. Birbirine benzer formalardan skılmıştım. Sırf bu yüzden 2-3 sene önce antrenman formasını almıştım. Geçen sene de turuncu formayı almaktan 2. yarı vazgeçebildim. Umarım bu sene bana formayı aldırır bu takım. Mor ve ötesini görürüz böylece.
Daha 5 dakikada 2 gol bulunca taraftar da gaza geldi. Ali Sami Yen'de uzun süredir böyle yüksek desibelli tezarühatlar dinlememiştim. Elano bile şaşırdı. Süper Lig'e gelen yabancı futbolcuların "Türk seyircisini merak ediyorum." klişesine sonunda sağlam bir emsal gösterebildik. Hatta dakika 70'lerde sanki televizyonun sesini açmışım gibi yükseldi.
Nonda hat-trick yaptı ama attığından fazla da kaçırdı. Aslında Barış'tan beklemiştik biz. Keita da daha ilk maçından kendini göstermek ister haldeydi. Faulle durdurulunca daha da hırslanıyordu. Bir pozisyonda Netanya'lı ilk rakibi geçip ikincinin sağından atmıştı ama dirsekle durdurulmuştu. Bir kaç dakika sonra kullandığı frikikte çektiği sert şutu aynı rakibin göğsüne nişanladı. Avrupa kupalarında 300. golümüzü de attı. Türk pasaportu filan verip takımda kalmasını sağlayalım.
Kewell gerçekten ne kadar klas bir oyuncu. Britanya kökenli hakemler üzerinde de olumlu bir etkisi olduğu belliydi.
Uğur bugün zayıf ve yavaş kaldı. İlk yarıda gol yenmesine neden olabilecek hatalar yaptı.
Spikerin de dediği gibi bugün Leo Franco'yu pek görmedik.
Kaptan çok fena oynadı.
Aydın hele şükür uzun bir aradan sonra gerçek kimliğini gösterdi.
Rijkaard maçtan önce "Maçın tadını çıkarın. Fazla kasmayın." demiş. Oyuncular dinlemişler. Tadını çıkarttıkları kesin. Bizim ağzımıza da bir parmak bal çalmış oldular. Total futbolu görmeye başladık gibi.
Mor forma güzel bence. Birbirine benzer formalardan skılmıştım. Sırf bu yüzden 2-3 sene önce antrenman formasını almıştım. Geçen sene de turuncu formayı almaktan 2. yarı vazgeçebildim. Umarım bu sene bana formayı aldırır bu takım. Mor ve ötesini görürüz böylece.
7 Temmuz 2009 Salı
2 Temmuz 2009 Perşembe
Kader Keita Galatasaray'da
Galatasaray, Lyon'un iş gören oyuncularından Fildişi Sahilli 27 yaşındaki Kader Keita'yı 7-8 milyon avro civarı bir bedele transfer etti. Gayet güzel bir transfer. Umarım çok çok çok yararlı olur. Kendisi hem forvet hem de iki kanatta oynayabiliyor.Galatasaray'ın flaş bir açıklama ile transferini açıkladığı Fildişi Sahilli futbolcu Abdul Kader Keïta orta sahada kanatlarda, özellikle sağ açıkta (forvet) forma giyebiliyor. Fildişi Milli Takımı'nın önemli bir elementi olan Keita Afrika Sports'ta başladığı kariyerine sırasıyla Tunus ekibi Etoile du Sahel, Birleşik Arap Emirlikleri'nden Al Ain ve Katar'dan Al Sadd takımında forma giymişti.
2005 yılında Fransa'ya Lille ekibine gelen Keita'nın burada gösterdiği büyük çıkış futbol dünyasında sansasyon yaratmıştı ve Keita 2007 yazında 16 milyon avro bonservis bedeliyle Lyon'a transfer olmuştu. Lyon'da bu süreç içinde 52 maça çıkarken 5 gol kaydetti. Lille'den sonra Lyon'da bekleneni verememişti. Fildişi Sahilli futbolcunun adı daha önce Manchester United, Inter, AC Milan ve Liverpool gibi Avrupa'nın dev ekipleriyle geçmişti. Keita'nın futbol açısından en büyük özelliği ise sürati, çizgide rahat adam geçmesi ve ofansif yönünün kuvvetli oluşu, özellikle şutları...
Keita geçtiğimiz sezon Lyon forması altında 22 maçta forma giyerken 1 gol kaydetmişti. Bu 22 maçın 13'ünde ise Keita ilk 11'de sahadaydı. Öte yandan Lyon forması altında 5 Şampiyonlar Ligi mücadelesine çıkan Keita bir kez fileleri havalandırmıştı.
30 Haziran 2009 Salı
10'un Akıbeti
Hakan Şükür, Haim Revivo, Felipe, Necati Ateş, Ümit Karan... Hepsi de o formayı, 10 numarayı giydiği sene kendini gösteremedi. Aksine geriye gitti. Deniyor ki 10 numara laneti.
Buna çözüm olacak iki şey var:
Birincisi, 10 numarayı asmak. Milan'da 3 numaranın Maldini için asılması gibi. Bizde de 10 numara müzelik olsun. Bir daha da kimse giymesin. Ne olur ki ? Ha ama yöneticiler "Biz zaten gelenek olayını iyice batırdık. Tüm efsanelerimiz emekli olmadan hiçbirine jübile bile yapmıyoruz. Bu 10 numara meselesini bile unutup yanlışlıkla birine veririz." diyorsa ikinci çözüme bakmak gerek.
İkinci çözüm 10'un lanetini onu yaratan kişiyle kaldırmak. Yani Hagi ile. Bunun için "10 Numara" olmanın kitabını yazan bu eski oyuncumuz takımla barıştırılmalı. Herkes onun kulüple arasının soğuduğunu biliyor. Kendisi çağırılıp hediyeler, yemekler, hatta bir de görev verip ona duyulan saygı ve sevgi belli edilmeli. Son olarak da 10 numara mevkiisine alınacak oyunculara hakkını helal etmesi istenmeli. Bu çok önemli gerçekten. Çünkü yıllardır 10 numara cimbomun kursağında kalıyor. Belli ki Hagi hakkını helal etmemiş...
Buna çözüm olacak iki şey var:
Birincisi, 10 numarayı asmak. Milan'da 3 numaranın Maldini için asılması gibi. Bizde de 10 numara müzelik olsun. Bir daha da kimse giymesin. Ne olur ki ? Ha ama yöneticiler "Biz zaten gelenek olayını iyice batırdık. Tüm efsanelerimiz emekli olmadan hiçbirine jübile bile yapmıyoruz. Bu 10 numara meselesini bile unutup yanlışlıkla birine veririz." diyorsa ikinci çözüme bakmak gerek.
İkinci çözüm 10'un lanetini onu yaratan kişiyle kaldırmak. Yani Hagi ile. Bunun için "10 Numara" olmanın kitabını yazan bu eski oyuncumuz takımla barıştırılmalı. Herkes onun kulüple arasının soğuduğunu biliyor. Kendisi çağırılıp hediyeler, yemekler, hatta bir de görev verip ona duyulan saygı ve sevgi belli edilmeli. Son olarak da 10 numara mevkiisine alınacak oyunculara hakkını helal etmesi istenmeli. Bu çok önemli gerçekten. Çünkü yıllardır 10 numara cimbomun kursağında kalıyor. Belli ki Hagi hakkını helal etmemiş...
26 Haziran 2009 Cuma
23 Haziran 2009 Salı
Milli Defans
Sabri Sarıoğlu Emre Aşık, Emre Güngör, Servet Çetin, Hakan Balta, Mehmet Topal ve şimdi de Gökhan Zan... "Cam Adam" hayırlı olsun. Leo Franco'yu da sayarsak bu sezonki üçüncü transferimiz. Hem de hiç birine bonservis ödenmedi !
Abi güzelce traşını da olmuş, yumurta gibi çıkmış fotolarda ! İçten içe tırsıyodur tabii Çarşı ne der diye... Ayrıca Beşiktaş camiasına bu sezonki ikinci darbe oldu bu.
19 Haziran 2009 Cuma
Transfer Dedikodusu (!)
Flaş Flaş Flaş !!!
Galatasaray, Marsilya'ya gitmesi kesin gözüyle bakılan Servet'in yerine bakın kimi belirledi :
Galatasaray, Marsilya'ya gitmesi kesin gözüyle bakılan Servet'in yerine bakın kimi belirledi :

Devre arasında Zenit'e satılan oyuncunun, stoper mevkiisine ilaç olacağı görüşünde birleşildi ! Bonservisinin ise 6,5 milyon avro olduğu tahmin ediliyor !
BİTMEDİ ! Eğer Meira ile anlaşılamazsa alınacak alternatif isim de belirlendi !!!

Yönetim, Meira ile anlaşamazsa Marsilya'ya sattığı Servet'i geri alacak ! Aldığı oyuncudan kar etmek isteyen Fransız ekibinin ise kapıyı 10 milyon avrodan açacağı bildirildi.
Ve BİTMEDİ !!!
Servet de olmazsa stopere kesin çözüm işte !
Yönetim, belirlediği iki isimden de sonuç alamazsa Avustralya'lı yıldızı stoper olarak tekrar transfer edecek ! Hem de hiç bir bonservis bonservis farkı ödemeden !
16 Haziran 2009 Salı
Sen Ciddi Misin?
"Sevgili Galatasaraylılar,
Frank Rijkaard ile başlayacak yeni dönemde Camiamızdan ve taraftarlarımızdan en büyük dileğim sabırlı olmalarıdır. Yeni teknik direktörümüzün Barcelona'da görev yaptığı 5 yıllık dönemde altyapıdan almış olduğu oyuncular, bugün dünyanın en büyük kupalarını kazandılar. Bu, sabır isteyen bir sürecin sonunda gerçekleşti. Türkiye’de maalesef büyük kulüpler taraftar ve camiası ile bu sabrı göstermekte cömert olmamıştır.
Galatasaray Camiası olarak, her futbol takmımızdaki değişimi tamamlamak hem de başarılı olmak istiyoruz. Aynı zamanda, Türkiye'nin altyapısından en fazla oyuncu çıkaran ve oynatan kulübü olarak bu geleneğimizi sürdürmek ve yıldız futbolcuları bünyemizden yetiştirmek istiyoruz. Bunun yolu, yeni başlayan süreçte sabırlı olmaktan, adım adım ilerlemekten geçmektedir.
Yeni sezon öncesinde tüm Galatasaray Camiasının içten desteğini hissederek yola çıkıyoruz. Amacımız Galatasaray'ın büyük vizyonunu bütün muhteşemliğiyle ortaya çıkartmak, hepimizin gurur duyacağı, Galatasaray ismine yakışır başarılara ulaşmaktır.
Bu yolda birlikte yürüyeceğimizden eminim. "
Adnan Polat
Galatasaray Spor Kulübü Başkanı
Frank Rijkaard ile başlayacak yeni dönemde Camiamızdan ve taraftarlarımızdan en büyük dileğim sabırlı olmalarıdır. Yeni teknik direktörümüzün Barcelona'da görev yaptığı 5 yıllık dönemde altyapıdan almış olduğu oyuncular, bugün dünyanın en büyük kupalarını kazandılar. Bu, sabır isteyen bir sürecin sonunda gerçekleşti. Türkiye’de maalesef büyük kulüpler taraftar ve camiası ile bu sabrı göstermekte cömert olmamıştır.
Galatasaray Camiası olarak, her futbol takmımızdaki değişimi tamamlamak hem de başarılı olmak istiyoruz. Aynı zamanda, Türkiye'nin altyapısından en fazla oyuncu çıkaran ve oynatan kulübü olarak bu geleneğimizi sürdürmek ve yıldız futbolcuları bünyemizden yetiştirmek istiyoruz. Bunun yolu, yeni başlayan süreçte sabırlı olmaktan, adım adım ilerlemekten geçmektedir.
Yeni sezon öncesinde tüm Galatasaray Camiasının içten desteğini hissederek yola çıkıyoruz. Amacımız Galatasaray'ın büyük vizyonunu bütün muhteşemliğiyle ortaya çıkartmak, hepimizin gurur duyacağı, Galatasaray ismine yakışır başarılara ulaşmaktır.
Bu yolda birlikte yürüyeceğimizden eminim. "
Adnan Polat
Galatasaray Spor Kulübü Başkanı
--Ne sabır mı? Sen mi diyorsun bunu ??? Eğer dediklerinde ciddiysen çok iyi! Belki de Türk futbolunu yeni bir dönemece sokuyorsun. Ama ya dediklerinin arkasında durmazsan? En başta sen olmak üzere, camianın hepsinin rencide, rezil olacağını biliyor musun ?
15 Haziran 2009 Pazartesi
"Ayıbogan"
Servet Çetin'in Marsilya'ya transferi oldu iddialarını duyunca yabancı sitelere de göz atayım dedim. Çok ilginç bir şeye rastladım bu sitede. Şu yazı dikkatimi çekti:
"........ An uncompromising defender, Cetin is known by the nickname 'Ayıbogan' – 'the man who could choke a bear'."
"........ An uncompromising defender, Cetin is known by the nickname 'Ayıbogan' – 'the man who could choke a bear'."
Hayda
Geçen seneki şampiyonluğun kazanılmasında büyük katkıları olanlardan biri, Cevat Güler ile yollar ayrılmış. Sözleşmesi bitince güle güle denmiş. Durup dururken ne oldu da ? Biri bana anlatsın.
60 yaşındaki (eski) yardımcı antrenör aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda öğretim üyesi. 1997-2000 yıllarında da Beşiktaş'ta altyapı sorumlusu olarak çalışmış.
11 Haziran 2009 Perşembe
Jübilelileştirmediklerimizden misiniz ?
Hasan Şaş futbolu bırakmış. Bu bile bıraktı ha. Vay be. Yıllar ne çabuk geçiyor. Galatasaray artık gençleri ve yaşlıları o harcamakta o kadar usta oldu ki böyle mücadeleci bir adamı bile 33 yaşında futboldan soğutmuşlar. Ümit Karan da istenmiyor gibi. En yaşlı Emre Aşık kaldı. Ardından Ayhan var, Lincoln var. Takımı gençleştirmek istiyorlar diyeceğim. Ama altyapıda geleceğin yıldızı gösterilenler bir bir gönderiliyor. Vefa gittikçe unutuluyor.... Nedir peki bu takımın amacı ? Yapılmak istenen ne ? Hepsi bırakınca toptan jübile mi yapacaklar ? Yoksa sadece "pardon" mu diyecekler ?...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














